You are hereDeprem
Deprem
Bir Deprem Anısı
Dün gece Ankara'da bir deprem yaşadık. Ben daha önce 17 Ağustos depremini Eskişehir'de yaşadığım için bana çok "feci" gibi gelmedi ama [?external:http://sozluk.sourtimes.org Ekşisözlük'te] herkes "çok feciydi", "altıma ettim" gibi cümlelerle şiddetini anlatmaya çalışmışlar. Tabii şiddetliydi ama ne bileyim, ben o kadar da şeyetmedim yani.
17 Ağustos depremi olduğu zaman da internette çet yapıyordum. O zaman Emesen yoktu tabi. Mırç vardı [mIRC]. Taa 1999'dan bahsediyoruz. Saat de gece 3. Hey be...
Tabii ki o günlerden kalma eğlenceli anılarımız yok. Bana o günler hep garip ve şaşırtıcı gelmiştir. Liseyi Çankırı'da okudum. Yurtta kalıyorduk. İlk haftalarda muzur arkadaşlar gelip yüzümüzü ayakkabı boyasıyla boyamasın diye odamızın kapısını kilitlesek mi muhabbeti olmuştu. Çankırı'da uzun müddet yaşamış fakat sonradan Ankara'ya taşınmış bir arkadaş vardı. Yıllar sonra liseyi okumaya o da bizim okula gelmişti ve aynı odada kalıyorduk. Bu kapı kilitleme muhabbeti geçtiğinde, bu arkadaş kapıyı kilitlemeyelim dedi, Çankırı'da deprem falan oluyor, hem çıkışımız zorlaşır hem de deprem sırasında kapı eşiklerinin altına sığınmak gerekebilir.
Bu konuşmadan sonra ben hayatta gerçekten bir "deprem" olayının olduğunu anladım. O zamanlar yaş 15. Nedense 17 Ağustos 1999 günü, deprem bize selam çakmadan birkaç dakika (ya da saat, tam emin değilim) önce, işte bu yukarıda bahsettiğim diyalog aklıma geldi. Düşündüm, Eskişehir'de de deprem oluyor mu acaba? Hatta ardından Yok canım, ne depremi... gibi şeyler de aklıma gelmişti. Hissi kablel vuku diyeceğim ama yanlış anlaşılır diye korkuyorum. Neyse, ardından da deprem olmuştu.
Bu olaya hâlâ şaşırırım ben. Gariptir, şaşkınlık vericidir. Üstüne ne yorum yapsam yanlış olur yani. Depremi anlatmak da hoş bir şey değil zaten. Bu da böylece bir anımdır diyerek, yazımı noktalıyorum.
Deprem hayatımızın kaçınılmazıysa, Allah'tan en az sıkıntılı olanını diliyorum.
Blog
Musiki