ücretsiz

Dün Berat gecesiydi. İnsanlar birbirlerine muhakkak ki cep telefonlarıyla pek çok mesaj gönderdiler. Bunun hesabı da illa ki kabarık olabiliyor. Özellikle bizim gibi öğrenci milleti için. Zaten her şeyi bedavaya getirme anlayışımızın deyimler ve atasözlerimizden de anlaşılacağı üzere içimize işlemiş olması, bu gibi özel günlerde gönderdiğimiz SMS'leri de beleşe getirme çabamızı beraberinde getiriyor.

Dün de Google amca'ya bedava mesaj diye sorup Hoşaf.org'a gelenlerin sayısında bir artış olmuş.

Evvelinde Bedava Mesaj adıyla bir yazı yazmıştım  Devamını oku »

Bilgisayar başında bir şeyler okumaya alışkın ya da zorunluysanız illa ki PDF biçimindeki belgelerle de cebelleşmek zorundasınızdır. Dolayısıyla da Adobe Reader bilgisayarınızda kuruludur. Ben Java ME projemi yaparken değil Türkçe, piyasada İngilizce kaynak bile bulamadığımdan internette bulduğum e-kitapları karıştırmak zorunda kaldım ve Adobe Reader kullandım.

Bu blogun okuyucuları bilirler, genelde bilgisayarımın yavaş olmasından yakınırım. Adobe Reader her ne kadar sadece PDF dokümanları okumaya yaramaktan başka bir iş yapmıyorsa da 150MB civarında bir yer kaplıyor. Aynı zamanda  Devamını oku »

Open Source"OpenSource" denen olayın ne menem bir şey olduğunu belki biliyorsunuzudur. Genel konsept açısından programcılıkta bir program yazıldıktan sonra, aslında makine kodlarına yani 1 ve 0'lara dönüştürülür. Buna compile denir. Bundan sonra bu kodları tekrar geri getirip programlama dillerinden herhangi birine benzer şekilde kodlayamazsınız. Bu demek oluyor ki, eğer bir programı kullanıyorsanız, bu programın tam olarak ne yaptığını, neler karıştırdığını özel yöntemler kullanmadan anlayamazsınız.

Ama kaynak kodunu bilseniz, yani herhangi bir programlama dilindeki mantık algoritmasını görebilseniz, o programın bilgisayarınızı nelerle meşgul ettiğini görmeniz mümkün olabilir. Şimdi normal şartlarda "open source" yani açık kaynak diye birşey olmasa, edindiğiniz bir programı kullanırken yaptığı işi nasıl yapıyori hangi durumlarda bulunuyor, neleri çalıştırıyor gibi ayrıntıları ekrandan izleyerek anlamak imkansız gibidir. Ama bu programın kaynağını açıktan verseler, biz de programlayanlar olarak kodların ne yaptığını görebilir, üstünde kafamıza göre oynalamar yapabilir, hatta lisansıyla yeni bir program bile yazabiliriz.  Devamını oku »

Fotoğraf: Jay Adan

NetBeans
Bir Java IDEsi olan NetBeans'in açık kaynak ve beleş olduğunu biliyor muydunuz? NetBEans'i biliyorsanız, bunu da biliyorsunuzdur elbet. Beleş dediğim, yani sitesine gidiyor ve indiriyorsunuz, herhangi bir bedel ödemeden kullanıyorsunuz.

Ama geçenlerde şu sayfada NetBeans6.0 CDsini ücretsiz olarak evinize yolladıklarını okudum ve şansımı deneyeyim dedim. Birkaç gündür eve uğramadığım için tam olarak hangi gün geldi bilmiyorum ama geldi. Şu an elimde. Dizüstü bilgisayarım başka bir yerde olduğu için CDnin içeriğine hemen bakmadım ama üzerinde yazdığına göre Apache Server falan da dahil pek çok şey var.

Heyecanlıyım, şimdi gideceğim. İnternetten uzak birkaç gün daha geçirirken CDde ne var ne yok onlara bir bakayım diyorum.

Bu arada, internetten uzak kalmak bana iyi geldi. Bunu da bilahare irdeleriz.

Site yapma işi hostingden geçiyor. Hosting deyince ne olduğu hakkında bir bilginiz yoksa, şöyle kısa bir tanım yapalım; 24 saat açık ve internete bağlı bir bilgisayar olmalı ki her an siteniz çevrimiçi olsun. İşte bu servise hosting, ya da yeni yeni Türkçemize giren tabirle barındırma diyoruz.

Blog Günü cemaati olarak sevgili Ömer'in bir fikri vardı. Medya eleştirileri ile ilgili bir site yapalım, Blog Günü tafyası olarak da izlediğimiz dizi, film, televizyon programı ve saire hakkında eleştirilerimizi yazalım falan filan. Alan adını bile aldık: www.fikr.in . Dolayısıyla bize bir sağlam hosting lazım oldu.

Ben genelde bedavası varken para verme olayına karşı olduğumdan beleş hosting servislerini denemişliğim çoktur. Dolayısıyla bu konuda tecrübeliyim diyebilirim. Ama her işin ucuzu ya da beleşinde bir sıkıntı oluyor. Hosting deyince, özellikle sağlam hosting bulmak zor olduğu gibi genelde pahalı bir şey de. Geçenlerde Bluehost gibi bir sitenin fiyatı bize uygun gelmişti ama adamlar ilk üç yılın ücretini peşin istedikleri için vazgeçtik. Üç seneye kim öle kim kala değil mi?  Devamını oku »

Daha önce beleşe domain almanın yöntemlerinden birini yazmıştım. Ama eski site kapandı, haliyle o yazı da kayboldu. Ben kısaca yine bundan bahsedeyim.

İngilizce bilmiyorsanız, bu yöntem pek tutmaz. En azından dilbilginiz vasatın üstünde olmalı ve sözlük kullanmayı bilmeniz lazım. Bahsedeceğim yöntemde İngilizce bir forum var: Domain Discussion Board

Bu siteye giriyorsunuz, üye oluyorsunuz. Foruma mantıklı yazılar yazıyorsunuz. Yazdığınız yazılarla puanlar kazanıyorsunuz. Her cevap 5 puan, her yeni başlık 15 puan. Toplamda 3000 puana ulaştığınızda domain, yani alan adınızı istiyorsunuz. Domain Right Now sitesinden kayıtlı domaininiz size "push" ediliyor. 3000 puana daha hızlı ulaşmak için "teşvikler" yani "incentives" başlığındaki görevleri yapabilirsiniz.

"Bu kadar zahmete değer mi" sorusuna cevap vereyim; bence hayır. Gidin 8 dolara paşa paşa alan adınızı alın.

Cep telefonumu bu sıralar pek kullanmıyorum. Genelde ihtiyaç olmuyor. Dolayısıyla pek kontör de yüklemiyorum. Ama arada bir mesaj atmak gerektiğinde bir şekilde bedava mesaj atmak daha cazip geliyor.

İşte asıl mesele böyle bedava bir servisi nasıl bulacağımız. Hemen söylüyorum: SmsCity sitesi! external. Yapmanız gereken sadece numaranın size ait olduğunu onaylamak. Bunu da telefonunuza gönderilen bir şifre sayesinde yapıyorsunuz. Sonra da dilediğiniz her yere, yurt dışına bile bedava kısa mesaj, yani SMS gönderme imkanınız oluyor.

İlk önce belli bir miktar mesaj gönderme hakkınız oluyor. Daha sonra da bu servisi arkadaşlarınıza önerdiğiniz kadar mesaj atma hakkınız artıyor.

Bol beleş mesajlı günler.

RSS'e üye olun da reytingimiz artsın!

Son yorumlar

Yeni yazılardan e-posta ile haberdar olmak için:

Kullanıcıyım, giricem!