Karalanma vakti 23.11.2009 Pazartesi günü 10:46 civarı
Dün KPDS'ye girdim. Bir şeyler bildiğimi sanıyordum, çok şeyi kaçırdığımı farkettim. Elimdeki kağıt mendile bunlardan birkaçını yazdım. Bir de alakasız olarak Metallica'dan Blackened'ı dinleyelim;
elude aklına gelmemek, gözünden kaçmak prose sıkıcı, yavan reassert tekrar, vurgulayarak iddia etmek rural kırsal, köye ait vague belirsiz, bulanık, muğlak controversy münakaşa, anlaşmazlık, çekişme enormous dev gibi remittance havale, gönderme subsidy ödenek, devlet desteği erode aşındırmak burden sorumluluk, yük midair havada, gökyüzündeki nokta concise kısa ve öz vast engin, geniş, uçsuz buçaksız
Karalanma vakti 12.07.2008 Cumartesi günü 21:23 civarı
Telekom'da günler genelde pek canlı geçmiyor ama geçen gün Hintli çalışanlardan biri geldi. Türkçesi de yokmuş. Yanında çalışan arkadaşlarından biriyle gelmiş. Hintli İngilizce konuşuyor, arkadaşı da bize çeviri yapıyor ama aslında onun da İngilizcesi öyle çok süper değil. Hintli vatandaşın adı da yanılmıyorsam Sumit'ti.
Biz zaten İngilizce anlıyoruz, adam Yahoo Messenger'ı kullanarak Telekom içinde bağlantı yapamamış, hanımıyla konuşmak istiyor ama konuşamamış, bunu sormaya gelmiş. İlgili abimiz de bazı portların engelli olduğunu, Yahoo Messenger programının bu engelli portlardan birini kullandığı için Telekom'dan bağlanamayacağını, bunun yerine GTalk'ı deneyebileceğini falan anlattı.
Arkasından Hintli Sumit bey, güvenlikten, bağlantılardan, Wireless'tan konuşmaya başladı. Kendisinin bir problemi var ve bundan bahsediyor ama Devamını oku »
Aslında İngilizce öğrenmeye ve öğretmeye yönelik de bir blog işine girmek ya da burda bir bölüm açmak lazım. İnsan gelişen ve değişen bir varlık. Ben de gelişiyor, değişiyor ve günden güne kendimle çelişiyorum. İngilizcem de benimle gelişip çelişiyor.
Mesela Türkçeden İngilizceye direk çeviriler vardır; "tavuk çevirme"yi "chicken translation" yapmak gibi. Ama bugün üç deyim öğrendim bunlar tam süper, üstelik oldukça gerçek. Sırayla veriyorum;
1. Easy come, easy go: Aslında anlamı çok açık. Bir de Türkçesine bakalım: Haydan gelen huya gider
3. Dogs bark, but the caravan goes on: Bu tıpatıp aynısı ama bomba değil, çünkü söylentiye göre Arap atasözü olarak geçiyor. "Caravan" zaten "kervan"dan geliyor. Anlamını bilemediyseniz; İt ürür, kervan yürür
Karalanma vakti 24.11.2007 Cumartesi günü 13:27 civarı
Why English Is So Difficult
We'll begin with a box, and the plural is boxes;
but the plural of ox became oxen not oxes.
One fowl is a goose, but two are called geese,
yet the plural of moose should never be meese.
You may find a lone mouse or a nest full of mice;
yet the plural of house is houses, not hice.
If the plural of man is always called men,
why shouldn't the plural of pan be called pen?
If I spoke of my foot and show you my feet,
and I give you a boot, would a pair be called beet?
If one is a tooth and a whole set are teeth,
why shouldn't the plural of booth be called beeth?
Then one may be that, and three would be those,
yet hat in the plural would never be hose,
and the plural of cat is cats, not cose.
We speak of a brother and also of brethren,
but though we say mother we never say methren.
Then the masculine pronouns are he, his and him,
but imagine the feminine, she, shis and shim.