Kasım 2009


KPDS'de Beni Deli Eden Kelimeler

By yasin - Posted on 23 Kasım 2009

Dün KPDS'ye girdim. Bir şeyler bildiğimi sanıyordum, çok şeyi kaçırdığımı farkettim. Elimdeki kağıt mendile bunlardan birkaçını yazdım. Bir de alakasız olarak Metallica'dan Blackened'ı dinleyelim;

Metallica - Blackened.mp3

elude aklına gelmemek, gözünden kaçmak
prose sıkıcı, yavan
reassert tekrar, vurgulayarak iddia etmek
rural kırsal, köye ait
vague belirsiz, bulanık, muğlak
controversy münakaşa, anlaşmazlık, çekişme
enormous dev gibi
remittance havale, gönderme
subsidy ödenek, devlet desteği
erode aşındırmak
burden sorumluluk, yük
midair havada, gökyüzündeki nokta
concise kısa ve öz
vast engin, geniş, uçsuz buçaksız

Adanalıyık Allah'ın Adamıyık

By yasin - Posted on 17 Kasım 2009

Bu lafı Adanalı Rosalinda'dan duyduktan sonra bir de şarkısını gördüm, dinledim, soloya hayran kaldım. Bu süper şarkıyı Adanalı fakat Amerika'daki arkadaşım Sait'e armağan etmek istiyorum...

Soul Sacrifice Türk Grubuymuş

By yasin - Posted on 16 Kasım 2009

Soul Sacrifice

Geçen denk geldim, her zaman olduğu gibi şarkıların adlarına bile bakmadan dinliyorum. Ama grubun adı İngilizce, gayet de metal tandanslı: Soul Sacrifice. İçinde sacrifice varsa tamamdır, kesin metal. Soul falan diyor, demek ki içsel tınılara yer veriyor. Sağlam bir gruptur herhalde...

Albümdeki Türkçe şarkıya da henüz gelmemiştim. Ekşi'de okudum. Albümü dinledim, çok beğendim. Meğerse Türk grubuymuş.

Gerçekten de Türk grubuna böyle isim verecekleri aklıma gelmezdi. Demek ki isimlendirme görüntü gibi bir şey. Görünüşe aldanmayacaksın, adına da.

Bu kadar konuştuktan sonra bir de müzikleriden örnek vermek lazım. Alın size Çocuk Bahçesi adlı şarkı;

Soul Sacrifice - Çocuk Bahçesi

Yazılacak Ne Kadar Çok Şey Var...

By yasin - Posted on 14 Kasım 2009

Removed

Ama yazmıyorum. Bazen de yazamıyorum. Genelde üşeniyorum. Kimi zaman başka işlerim oluyor. Bir yandan da yazmaya sarfedeceğim eforu başka şeylere sarfetmek daha mantıklı geliyor. Sonuçta yazmıyorum. Diğer yandan tarihe not düşmek arzusu beni kamçılıyor. Amaçsız da olsa, saçma da olsa, gereksiz de olsa, hatta münasebetsiz de olsa yazmak istiyorum. Halbuki yazmak bir amaç değil, sadece araç. Yani yazmak için bir amacı olmalı insanın. Belki de olmasa da olur. Bilmiyorum ya. Karar vermek zor. Bir taraftan ise eğlemek için yazıyorum. Diğer bir deyişle yazdığımda eğleniyorum. O zaman yazmalı mıyım? Salt yazma amacıyla yanıyorsam, yazdığım şeyi düzensiz de olsa yazmalı mıyım? Yani yazarken amaç kaygısını bıraktığımda düzen ve görünüm kaygısını da çöpe atmalı mıyım? Asıl soru: okunma kaygısıyla bunlar mümkün mü, onu ne yapayım?

Cevabınız varsa yorum olarak yazabilirsiniz, çok sevinirim. Sevinçten belki daha çok yazarım. Yazmak için ya da okunmak için veya bir amaca binaen yazarım. Uzun uzun okurum, analiz ederim, incelerim ve istatistiksel bilgilerle karşınıza çıkarım. Ama yok ya, öyle çok sıkılırım. Vaktim yok. En iyisi siz sadece ilginizi çeken reklamlara tıklayın. Böylece Adsense bana kızmasın.

Merak edene görsel kaynağımı açıklıyorum: Flickr'dan pas le matin

Pageboss.com

RSS'e üye olun da reytingimiz artsın!

Blog

Musiki