You are hereAçık kaynak beleş mi demek?

Açık kaynak beleş mi demek?


By yasin - Posted on 01 Haziran 2008

Open Source"OpenSource" denen olayın ne menem bir şey olduğunu belki biliyorsunuzudur. Genel konsept açısından programcılıkta bir program yazıldıktan sonra, aslında makine kodlarına yani 1 ve 0'lara dönüştürülür. Buna compile denir. Bundan sonra bu kodları tekrar geri getirip programlama dillerinden herhangi birine benzer şekilde kodlayamazsınız. Bu demek oluyor ki, eğer bir programı kullanıyorsanız, bu programın tam olarak ne yaptığını, neler karıştırdığını özel yöntemler kullanmadan anlayamazsınız.

Ama kaynak kodunu bilseniz, yani herhangi bir programlama dilindeki mantık algoritmasını görebilseniz, o programın bilgisayarınızı nelerle meşgul ettiğini görmeniz mümkün olabilir. Şimdi normal şartlarda "open source" yani açık kaynak diye birşey olmasa, edindiğiniz bir programı kullanırken yaptığı işi nasıl yapıyori hangi durumlarda bulunuyor, neleri çalıştırıyor gibi ayrıntıları ekrandan izleyerek anlamak imkansız gibidir. Ama bu programın kaynağını açıktan verseler, biz de programlayanlar olarak kodların ne yaptığını görebilir, üstünde kafamıza göre oynalamar yapabilir, hatta lisansıyla yeni bir program bile yazabiliriz.

İşte bu noktada vurucu gerçeği açıklıyorum: Eğer bir programın kaynak kodlarını açık bir şekilde görebiliyorsanız, o programı kendiniz de türetebildiğinize göre, mantıken bu programın satılmasının çok da anlamı olmaz. Çünkü herkes kendisi bu programı "compile" edebilir, yani o programı değil de kendi programını kullanmış olur. Kısacası, işte bu nedenlerle eğer bir program "open source" ise zaten beleş dağıtılır, gönlünüzce tasarrufunu yapmanıza olanak verilir. Az buçuk da programlama biliyorsanız, değmeyelim biz keyfinize.

Dolaylı olarak diyebiliriz ki açık kaynak, tam olarak bedava yazılım anlamına gelmese de, aktif hayatta "beleş" anlamına geliyor. Kaynak kodlarının açıklığından dolayı "açık kaynak" adını alıyor. Bugün Linux, Mozilla, Zend, Sun gibi markalar Open Source felsefesini benimsemişler, ve ürünlerinin taban kısmını beleşten dağıtmaktalar.

Zaten parayla satmaya kalksalardı, muhtemelen sonu her kişinin yaptığı gibi "illegal Windows" kullanımına benzeyecekti. Bir şekilde kırılan seri numaralar, ya da trial programların tüm sürümleri, yine onlara para kazandırmayacağı gibi, daha evvelinden beri kullanageldiğimiz Microsoft ürünlerinden de pek vazgeçmezdik. Dolayısıyla ortam yine Microsoft'a kalırdı, ki hâlâ piyasanın büyük bir çoğunluğu onda zaten.

Artık açık kaynağın beleşliğini anladığınıza göre, hadi bakalım, bedava sirke baldan tatlıdır fehvasınca, sizi open source'a davet ediyorum.

Fotoğraf: HomyarB

"Bedava sirke baldan tatlıdır" deyip bu böyle anlatılmaz ki :)

"Bir şekilde kırılan seri numaralar, ya da trial programların tüm sürümleri, yine onlara para kazandırmayacağı gibi,..."

Sanki "bu işten para kazanabilseler onlar da ücretli ve kapalı kaynak kullanırlardı" gibi bir imanız var burda.

Enixma dergisi Şubat 2008 sayısında çok güzel bir söz söylemiş bu konuda : "Özgür yazılım bir felsefi yaklaşım iken, açık kaynak bir program geliştirme yöntemidir".

Açık kaynak sadece bir yazılımın kaynak kodunun açık olduğunu gösterir. Onun özgür yazılım olduğunu, bir GNU felsefesine sahip olduğunu göstermez. Sizin bahsettiğiniz gibi GNU yazılımlarını kullanan kişiler de bu yazılımları "beleş" diye değil, diğer avantajları için kullanırlar.

http://www.enixma.org/dergiler/0802/0802.php

Dergideki "Açık kaynak - Özgür Yazılım" incelemesini okumanızı tavsiye ederim.

"Open Source", GNU felsefesini tüm ilkeleriyle benimseyemeyenlerin işi sanki. Yoksa GNU programları zaten açık kaynak olmak zorundadır. Günümüz kapitalizminde hiçbir şirketin GNU felsefesine uymayacağı açık. Novell, IBM gibi şirketleri arkalarına alabilsinler diye, hatta bu şirketler de Microsofta karşı bu yazılımları önlerine katabilsinler diye karşılıklı "Open Source" diye bir GNU gerekliliğini tek ilke olarak benimsediler. Ama dikkat ediniz ki bu yazılımların çoğunluğunun hala GNU - Genel Kamu Lisansı'nı kullanmaktan başka çareleri yok.

Neyse, dergideki yazıya bir göz atmanızı isterdim...

:) Okuyucularımın yazılarımı bu kadar ciddiye aldığını görmek sevindirici. Katkılarınız için de teşekkürler. Bahsettiğiniz kadar ciddi yazamıyorum, yazdığım zaman da zaten pek keyifli olmuyor. O yüzden, benim yazım öyle kalsın, merak edenler de diğer avantajlarını düşünsün artık. Süper bir orta yol oldu galiba :P

Bu konuda ben de fikrimi paylaşmak istiyorum

  • Site ve e-posta adreslerini biz sizin için otomatik olarak tıklanabilir bağlantıya çeviriyoruz.
  • Kullanabileceğiniz HTML kodları: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><b><i>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi


Mollom CAPTCHA (play audio CAPTCHA)
Yukarıda görünen harfleri bir zahmet yazıverin. Eğer okumakta sıkıntı çekiyorsanız sayfayı yenileyin (F5 tuşuna basabilirsiniz), yeni bir yazı oluşturulacaktır. İnşallah yenisini kolayca okuyabilirsiniz.

Pageboss.com

RSS'e üye olun da reytingimiz artsın!

Blog

Musiki